Bir toplumda ne kadar çok yardımlaşma ve dayanışma varsa o kadar çok huzur, barış ve kardeşlik hakim olur. Bu duyguları kaybeden ve sadece kendini düşünen bir kişi, insanlıktan nasibini almamıştır.

İşte bu nedenle komşu hakkı ve paylaşmaya büyük önem veren Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), Müslümanları kardeş olarak tarif ederken, birbirinin derdiyle dertlenmeyeni de hakiki mümin saymamıştır.
Abdullah b. Abbas (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Yanı başındaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mü’min değildir.” Bu hadis bizlere hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun komşumuza yardım etmenin bir insanlık görevi olduğunu anlatıyor.

Hatta yine başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber, “Hangi mahallede bir kişi aç kalırsa, o mahalle halkı Allah’ın korumasından uzak düşer” buyururken komşu hakkında ise “Cebrail komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, nerede ise komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım” buyurarak meselenin önemini vurgulamıştır.

Bu ölçünün özellikle günümüzde şehir hayatında ne kadar büyük önemi olduğu açıktır. O halde hiç vakit kaybetmeden yardıma, iyiliğe koşalım, kötülükten bencillikten uzak duralım.

BİZE YAKIŞAN BU

Aslına bakarsanız bizler bu çerçevede yardımlaşmayı seven ihtiyaç sahiplerine kucak açan bir millet olarak tarih boyunca bunu ispat ettik, etmeye de devam ediyoruz.